12–18 yaş · Ergen görüşmeleri

Ergenler bize neyle gelir?

Ergenlerle bilişsel davranışçı terapi (BDT) temelli bireysel görüşmeler yapıyoruz — yargılanmadan, kendi sesinin duyulduğu bir alanda. Her kart bir kapı: tıklayın, o konuda neler yaşandığını ve birlikte nasıl çalıştığımızı okuyun.

Konuşmak iyi gelir.

Kısa bir tanışma görüşmesiyle başlayabiliriz — gençle ya da önce sizinle. Baskı yok; hız da yön de birlikte belirlenir.

Ön görüşme planlayın →

İlişkiler & Arkadaşlıklar

Arkadaş grubunda dışlanmak, bir arkadaşla küsmek, ilk romantik ilişkiyi yaşamak, kıskanılmak ya da kıskanmak, ayrılık sonrası toparlanamamak veya aile ile ilişki bağlarının zayıflaması…

Bu dönemde ilişkiler yalnızca sosyal hayatın değil, gencin kendilik algısının da önemli bir parçası haline gelir.

Görüşmelerde yaşanılan ilişkilerin yargılanma kuşkusu olmadan anlatılmasına; kendini ifade etmesine, karşısındakini memnun etmek uğruna kendi ihtiyaçlarını geri plana atmamasına, sınırlarını fark etmesine ve ilişkilerde yaşadığı duygusal döngüleri tanımasına yardımcı oluruz. Aynı zamanda çatışma, reddedilme, yalnızlık ve ayrılık gibi deneyimlerle baş etme yolları üzerinde çalışırız.

Çünkü bazen bir ilişkiyi sürdürmek için kendimizden ne kadar vazgeçtiğimizi fark etmeyebiliriz.

Sağlıklı ilişki; sürekli anlaşılmak değil, anlaşılmadığında da kendini anlatabilmek ve bunu yaparken kendin olarak kalabilmektir.

Ön görüşme planlayın →

Akran Zorbalığı

“Şaka yapıyorduk.” denilen bir şey, senin canını acıtıyorsa şaka olmak zorunda değil.

Dışlanmak, hakkında konuşulduğunu bilmek, sürekli küçümsenmek, bir grubun içinde yok sayılmak ya da sosyal medyada hedef gösterilmek… Zorbalık her zaman bağırarak ya da fiziksel olarak gerçekleşmez. Bazen tek bir bakış, mesaj ya da herkesin içinde söylenen bir cümle bile insanın kendisiyle ilgili düşüncelerini değiştirmeye başlayabilir.

Böyle bir durumda “Neden karşılık vermedin?”, “Boş ver.” ya da “Takma kafana.” demek yerine, ne yaşadığını ve bunun sende ne bıraktığını konuşuruz. Kendini suçlamadan yaşadıklarını anlamana, sınırlarını korumana, gerektiğinde yardım istemene ve yeniden kendin gibi hissedebilmene alan açarız.

Bazen zorbalığın en ağır tarafı söylenen söz değil, bir süre sonra o sözlere kendin inanmaya başlamaktır.

Burada birlikte, başkasının sana söylediğiyle senin kim olduğun arasındaki farkı yeniden hatırlarız.

Ön görüşme planlayın →

Sınav Kaygısı

Bazen sorun ne kadar bildiğin değil, bildiklerine o anda ulaşamıyor olman.

Saatlerce çalışıp sınav kâğıdının başına geçtiğinde zihninin bir anda boşalması, bildiğin soruyu okuyup cevaplayamamak, kalbinin hızlanması, ellerinin titremesi ya da sınavdan önce “Kesin yapamayacağım.” düşüncesine kapılmak… Sınav kaygısı yalnızca ders çalışmayla çözülebilecek bir durum olmayabilir.

Birlikte kaygının sende nasıl ortaya çıktığını keşfeder; zihninden geçen düşünceleri, bedenindeki değişimleri ve sınav sırasında seni zorlayan noktaları ele alırız. Sınav anında kaygıyı yönetebilmek, dikkatini yeniden toparlayabilmek ve kendine ulaşabileceğin gerçekçi hedefler oluşturabilmek üzerine çalışırız.

Çünkü bazen bir sınavda başarısız olmaktan değil, başarısız olursan kendin hakkında ne düşüneceğinden korkarsın.

Ve belki de öğrenmen gereken ilk şey şudur: Bir sınavın sonucu senin kapasiteni ölçebilir; ama senin değerini belirleyemez.

Ön görüşme planlayın →

Ailevi Konular

Evde yaşanan her şey senin hatan olmayabilir. Ama bazen evde olanlar, senin kendini nasıl hissettiğini fazlasıyla etkileyebilir.

Kuralların sürekli değişmesi, bitmeyen tartışmalar, anlaşılmadığını hissetmek, ebeveynlerle çatışmak, boşanma ya da evdeki gerginlik… Bazen insan en çok kendi evinde ne hissedeceğini bilemez hale gelebilir. Bir yandan kendi hayatını kurmaya çalışırken, diğer yandan ailenin beklentileri arasında kalmak yorucu olabilir.

Görüşmelerde taraf tutmadan, “Kim haklı?” sorusundan önce “Burada neler oluyor?” sorusuna bakarız. Kendini ifade edebilmen, sınırlarını fark edebilmen ve ailendeki sorunların seni ne kadar etkilediğini anlayabilmen için alan açarız. İhtiyaç olduğunda aileyle de çalışarak, herkesin birbirini gerçekten duyabildiği bir iletişim zemini oluşturmaya çalışırız.

Çünkü büyümek, ailenle her konuda aynı fikirde olmak demek değildir.

Bazen sağlıklı bir bağ, birbirini değiştirmeye çalışmayı bıraktığında ve birbirini gerçekten anlamaya başladığında kurulur.

Ön görüşme planlayın →

Stres

Her şeyi aynı anda yetiştirmek zorunda olduğunu hissettiğin zamanlar olabilir. Dersler, sınavlar, arkadaşlıklar, aile beklentileri, gelecek… Ve bazen nereden başlayacağını bilemediğin bir ağırlığa dönüşebilir.

Stres yalnızca “çok düşünmek” değildir. Uyku düzeninin bozulması, sürekli yorgun hissetmek, tahammülün azalması, derslere odaklanamamak, hiçbir şey yapmak istememek ya da bedeninde sürekli bir gerginlik hissetmek şeklinde de kendini gösterebilir.

Görüşmelerde seni zorlayan şeyleri tek tek ele alır; hangi yüklerin gerçekten sana ait olduğunu, hangilerini kendinden beklediğini ve stresin hayatında nerede biriktiğini birlikte fark ederiz. Sana sadece “rahatlamanı” söylemek yerine, yoğunlaştığın anlarda kullanabileceğin kişisel baş etme yolları ve günlük hayatını daha dengeli sürdürebileceğin beceriler geliştiririz.

Çünkü güçlü olmak, her şeyi sessizce taşımak değildir. Bazen güç, “Bu bana fazla geliyor.” diyebilmek ve yükünü tek başına taşımamayı seçmektir.

Ön görüşme planlayın →

Duygudurum Dalgalanmaları

Bazen kendini çok iyi hissederken birkaç saat sonra neden bu kadar kötü hissettiğini anlamayabilirsin.

Bir gün enerjik, konuşkan ve her şeyden keyif alırken başka bir gün hiçbir şey yapmak istememek; çabuk öfkelenmek, içine kapanmak ya da insanlardan uzaklaşmak ergenlik döneminde görülebilir. Ancak bu değişimler çok yoğunlaştığında, uzun sürdüğünde veya okul, ilişkiler ve günlük yaşam üzerinde belirgin bir etki yaratmaya başladığında, yalnızca “ergenlik” deyip geçmemek önemlidir.

Burada önemli olan sadece ruh halinin değişmesi değil; bu değişimlerin ne zaman ortaya çıktığı, ne kadar sürdüğü ve hayatının hangi alanlarını etkilediğidir. Duygularını bastırmak ya da sürekli iyi hissetmeye çalışmak yerine, yaşadıklarını anlamlandırabileceğin ve kendini daha yakından tanıyabileceğin bir alan oluştururuz.

Yoğun iniş çıkışların altında yatan nedenleri değerlendirir, duyguları fark etme ve düzenleme becerileri üzerinde çalışırız. İhtiyaç duyulduğunda psikiyatri desteğiyle iş birliği içinde ilerlemek de sürecin bir parçası olabilir.

Duyguların değişebilir. Bu, ne hissettiğini anlamana engel olmak zorunda değil. Kendini tanımaya başladıkça, duygularının içinde kaybolmak yerine onlara ne olduğunu fark etmeye başlayabilirsin.

Ön görüşme planlayın →

OKB — Takıntılar & Zorlantılar

Aklına istemediğin bir düşüncenin gelmesi başka, o düşünceyi susturabilmek için hayatını tekrar tekrar kontrol etmek zorunda hissetmek başka.

Bir şeyi defalarca kontrol etmek, ellerini tekrar tekrar yıkamak, belirli davranışları belli bir sırayla yapmak ya da zihninde aynı düşünceyi çözmeye çalışmak… O an kısa süreli bir rahatlama sağlayabilir. Fakat zamanla bu rahatlama ihtiyacı büyüyerek okuldan, arkadaşlıklardan, uykudan ve günlük yaşamdan çalmaya başlayabilir.

OKB ile çalışırken amaç, aklına hiç takıntılı düşünce gelmemesi değildir. Düşüncelerin her birine cevap vermek veya onları ortadan kaldırmak zorunda olmadığını fark etmeyi; kaygı yükseldiğinde onu tolere edebilmeyi ve rahatlamak için yaptığın zorlantılara adım adım direnebilmeyi çalışırız. Süreç, kişinin ihtiyaçlarına göre kanıta dayalı yaklaşımlarla ilerler.

Bazı durumlarda psikiyatrist iş birliğiyle daha kapsamlı bir destek planı oluşturulabilir.

Aklından geçen her düşünce bir şey yapmanı gerektirmez. Önemli olan, düşüncelerin sana ne yapacağını söylemesi değil; hayatının yönünü yeniden senin belirleyebilmen.

Ön görüşme planlayın →

Depresyon

Eskiden iyi gelen şeylerin artık hiçbir şey hissettirmemesi, bazen insanın kendisini bile tanıyamamasına neden olabilir.

Sürekli yorgun hissetmek, insanlardan uzaklaşmak, derslere veya günlük işlere karşı isteğin azalması, uyku ve iştah değişiklikleri, kendini değersiz hissetmek ya da “Hiçbir şeyin anlamı yok.” diye düşünmek… Bunlar yalnızca kötü geçen birkaç gün olmayabilir. Depresyon, dışarıdan her şey yolunda görünürken bile içeride oldukça ağır yaşanabilir.

Burada seni “daha pozitif düşünmeye” zorlamak yerine, bu ağırlığın hayatında nasıl yer kapladığını anlamaya çalışırız. Kendine yönelik sert düşünceleri fark etmek, günlük yaşamdan tamamen kopmadan küçük ve ulaşılabilir adımlar atmak, yeniden keyif veren ve anlam taşıyan şeylerle bağ kurabilmek üzerine çalışırız.

Bazen iyileşmek büyük bir değişimle başlamaz. Yataktan kalkmak, bir arkadaşına mesaj atmak, kısa bir yürüyüşe çıkmak ya da uzun zamandır ertelediğin bir şeyi yeniden denemek gibi küçük adımlar da sürecin parçasıdır. İhtiyaç halinde psikiyatrist iş birliğiyle ilerlenebilir.

Şu an hissettiğin ağırlık, hayatının tamamının böyle olacağı anlamına gelmez. Yardım istemek de bunu tek başına taşımak zorunda olmadığını gösteren bir adımdır.

Ön görüşme planlayın →

Anksiyete

“Ya olursa?” düşüncesi bazen tek bir soruyla kalmaz; zihinde onlarca ihtimale dönüşür.

Bir şey olacakmış gibi sürekli tetikte olmak, en kötü senaryoları tekrar tekrar düşünmek, kalp çarpıntısı, nefesin daralması, mide sıkıntıları, uyuyamamak ya da bazı ortamlardan kaçınmaya başlamak… Kaygı bazen o kadar hayatın içine yerleşir ki, insan neyin gerçekten tehlike olduğunu, neyin zihninin ürettiği bir ihtimal olduğunu ayırt etmekte zorlanabilir.

Çalışmalarda yalnızca kaygının ne olduğunu konuşmakla kalmaz; düşünceler, bedensel tepkiler ve davranışlar arasındaki döngüyü birlikte anlamlandırırız. Kaygı yükseldiğinde bedeni düzenleyebilmek, düşünceleri fark edebilmek ve kaçınmanın hayatını giderek daraltmasını önlemek için somut beceriler geliştiririz. Gerektiğinde korkulan durumlarla güvenli ve kademeli şekilde yüzleşme üzerine çalışırız.

Bazen kaygının istediği şey, hayatını onun kurallarına göre yaşaman olur: gitme, söyleme, deneme, kontrol et, emin ol… Ama her kaygı geldiğinde geri çekilmek, kaygının daha da büyümesine neden olabilir.

Hedef kaygıyı hiç hissetmemek değil; kaygı oradayken bile hayatına devam edebilecek kadar özgürleşmek.

Ön görüşme planlayın →

Özgüven

Bazen insan kendisini başkalarının hayatına bakarak ölçmeye başladığında, kendi hayatındaki güzellikleri görmemeye başlayabilir.

Sosyal medyada gördüğün kusursuz hayatlar, arkadaşlarınla yaptığın kıyaslamalar, görünüşünle ilgili düşünceler, aldığın notlar ya da insanların senin hakkında ne düşündüğü… Ergenlikte “Yeterince iyi miyim?” sorusu birçok farklı biçimde karşına çıkabilir. Zamanla değerini yalnızca başarılarınla, görünüşünle veya başkalarının onayıyla ölçmeye başladığında ise kendine güvenmek zorlaşabilir.

Burada kendini sürekli daha iyi, daha başarılı ya da daha güzel olmaya zorlamak yerine kendinle nasıl konuştuğuna ve kendini hangi ölçütlerle değerlendirdiğine bakarız. Güçlü yanlarını fark etmek kadar, zorlandığın ve henüz geliştirmekte olduğun taraflarını da kabul edebilmek üzerine çalışırız. Hata yaptığında kendini küçültmeden devam edebilmek, başkalarıyla kıyaslamadan kendi gelişimini görebilmek ve kendi kararlarına güvenebilmek bu sürecin önemli parçalarıdır.

Çünkü özgüven, her konuda iyi olduğunu düşünmek değildir. Kendinden şüphe ettiğin bir anda bile kendi tarafında kalabilmektir.

Ön görüşme planlayın →

Öfke Kontrolü

Bazen asıl söylemek istediğin şey “Sana kızgınım.” değil, “Beni anlamıyorsun.” olabilir.

Bir anda parlamak, bağırmak, kapıyı çarpmak, mesajlara sert cevap vermek ya da sonrasında “Keşke böyle yapmasaydım.” diye düşünmek… Öfke çoğu zaman bir anda ortaya çıkmış gibi görünse de altında bir süredir biriken kırgınlık, hayal kırıklığı, haksızlığa uğrama, anlaşılmama ya da çaresizlik olabilir.

Bu süreçte amaç öfkeyi bastırmak veya hiç kızmamayı öğrenmek değil. Öfke yükselmeden önce bedeninin ve zihninin verdiği sinyalleri fark etmeyi, o anda kendine alan açabilmeyi ve duygunu karşındaki kişiyi incitmeden ifade edebilmeyi öğrenmek üzerine çalışırız. Gerektiğinde ilişkilerde sınır koyma ve çatışma çözme becerileri de sürece dahil edilir.

Çünkü öfkelendiğinde verdiğin tepki, yaşadığın duygunun tamamı değildir.

Kızabilirsin. Kırılabilirsin. Hatta çok öfkelenebilirsin. Önemli olan, öfkenin senin yerine karar vermesine izin vermemek.

Ön görüşme planlayın →

Sosyal Kaygı

Bazen bir şey söylemek istemediğin için değil, söyledikten sonra insanların ne düşüneceğinden korktuğun için susarsın.

Derste söz almak, yeni biriyle konuşmak, bir grubun içine girmek, topluluk önünde konuşmak, yemek yemek ya da insanların seni izlediğini hissettiğin herhangi bir ortam… “Ya saçma bir şey söylersem?”, “Ya herkes bana gülerse?”, “Ya fark ederlerse?” düşünceleri zamanla bazı ortamlardan uzak durmana neden olabilir. Kaçındıkça kısa süreliğine rahatlasan da dünya giderek daha küçük bir yer gibi gelmeye başlayabilir.

Burada seni bir anda korktuğun şeylerin içine itmek yerine, kaygının nasıl çalıştığını ve seni hangi durumlarda geri çektiğini anlamaya odaklanırız. Kendine yönelik eleştirel düşünceleri fark eder, kaygı yükseldiğinde onu düzenlemeyi öğrenir ve kaçındığın durumlara kendi hızında, planlı ve kademeli şekilde yaklaşırız.

Amaç herkesin seni beğenmesini sağlamak değil. Bir ortamda bulunurken sürekli kendini kontrol etmek zorunda kalmadan, hata yapma ihtimaline rağmen hayatın içinde kalabilmek.

Bazen özgürleşmek, korkunun tamamen geçmesini beklememekle başlar. Bir adım atarsın. Kaygı da seninle gelir. Ama bu kez kararları o vermez.

Ön görüşme planlayın →

Cinsel Yönelim & Kimlik

Kimden hoşlandığını, ne hissettiğini ya da kendini nasıl tanımladığını sorguluyor olabilirsin. Hemen bir cevap bulmak zorunda değilsin.

Birinden hoşlanmak, hislerinden emin olamamak, kendini çevrendekilerden farklı hissetmek ya da “Ben neyim?” diye düşünmek kafanı karıştırabilir. Bazen kendi hislerinden çok, başkalarının ne düşüneceği korkutabilir. Kabul edilmemek, yargılanmak veya kendini anlatmak zorunda hissetmek de bu süreci daha yalnız yaşamana neden olabilir.

Burada hislerini değiştirmeye ya da seni herhangi bir tanıma yönlendirmeye çalışmayız. Aklından geçenleri, hislerini ve kafandaki soruları olduğun gibi konuşabileceğin güvenli bir alan oluştururuz. Kendini tanımak, sınırlarını fark etmek ve çevrenden gelen baskılarla baş edebilmek üzerine çalışabiliriz.

Kendini tanımak için acele etmene gerek yok. Bazen en önemli şey, başkalarının verdiği cevapları değil, kendi sesini duyabilmeye başlamaktır.

Ön görüşme planlayın →

Gelecek Kaygısı & Kendini Bulma

“Ne yapmak istiyorum?” sorusu bazen “Ya yanlış seçim yaparsam?” korkusuyla birlikte gelir.

Hangi bölümü okuyacağını bilememek, meslek seçimi konusunda kararsız kalmak, çevrendekilerin senden beklentilerini kendi isteklerinden ayıramamak ya da herkes ilerliyor gibi görünürken yerinde saydığını düşünmek… Gelecek henüz yaşanmamışken bile zihninde oldukça gerçek bir baskıya dönüşebilir.

Burada sana hazır bir gelecek planı vermek yerine, neyin gerçekten sana ait olduğunu keşfetmeye alan açarız. İlgi alanlarını, güçlü yönlerini, değerlerini ve senden beklenenlerle kendi isteklerin arasındaki farkı ele alırız. Karar verme sürecindeki kaygı ve belirsizlikle baş etmeyi de birlikte çalışırız.

Her şeyi şimdi bilmek zorunda değilsin.

Hayatının yönünü bulmak, bütün yolu şimdiden görmek değil; kendine ait bir yol seçebilecek kadar kendini tanımaya başlamaktır.

Ön görüşme planlayın →